Kategori: Güncel Yazılar

  • 98. Akademi Ödülleri Sahiplerini Buldu: Oscar 2026 Gecesine One Battle After Another Damga Vurdu!

    98. Akademi Ödülleri Sahiplerini Buldu: Oscar 2026 Gecesine One Battle After Another Damga Vurdu!

    98. Akademi Ödülleri, Los Angeles’taki efsanevi Dolby Theatre’da düzenlenen görkemli bir törenle sahiplerini buldu. Conan O’Brien’ın kendine has mizahıyla sunduğu gecede, sinema dünyasının kalbi Los Angeles’ta attı. Yılın en çok merak edilen yarışı, usta yönetmen Paul Thomas Anderson’ın son başyapıtı One Battle After Another’ın zaferiyle sonuçlandı. Yapım, “En İyi Film” dahil pek çok ana kategoride rakiplerini geride bırakarak gecenin tartışmasız galibi oldu.

    Akademi’nin en prestijli ödülünü kucaklayan film; sadece ana dallarda değil, senaryo ve kurgu gibi teknik ve yaratıcı alanlarda da mutlak bir üstünlük kurdu. Gecenin bir diğer parlayan yıldızı ise Ryan Coogler imzalı Sinners oldu. Film, ana ödülü kaçırmış olsa da oyunculuk ve teknik kategorilerdeki başarısıyla adından söz ettirmeyi başardı.

    Zirvenin Sahibi: One Battle After Another

    Oscar 2026’nın en büyük ödülü olan “En İyi Film”, beklentileri boşa çıkarmayarak One Battle After Another’a gitti. Sezon boyu ödül listelerinin zirvesinden inmeyen yapım, Akademi üyelerinin oylarıyla bu başarısını taçlandırdı. Geceyi toplamda 6 Oscar ile kapatan film, yılın en güçlü “prestij yapımı” olduğunu kanıtladı.

    Filmin Kazandığı Ödüller:

    • En İyi Film

    • En İyi Yönetmen

    • En İyi Uyarlama Senaryo

    • En İyi Kurgu

    • En İyi Oyuncu Seçimi (Casting)

    • En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

    Paul Thomas Anderson İçin Kariyer Zirvesi

    Gecenin en duygusal anlarından biri, Paul Thomas Anderson’ın “En İyi Yönetmen” ödülünü almak için sahneye çıktığı andı. Usta yönetmen, bu başarısıyla kariyerinin en önemli dönüm noktalarından birine imza attı. Sinema otoriteleri, bu zaferi Akademi’nin “auteur” (yaratıcı yönetmen) sinemasına verdiği güçlü bir destek olarak yorumladı.

    Oyunculuk Ödüllerinde Beklenen ve Hak Edilen Zaferler

    Oyunculuk kategorileri, bu yıl da gecenin en çok konuşulan anlarına sahne oldu. Jessie Buckley, Hamnet filmindeki performansıyla “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü kazanırken; Michael B. Jordan, Sinners filmindeki devleşen oyunculuğuyla “En İyi Erkek Oyuncu” Oscar’ını evine götürdü.

    Oscar 2026 Oyunculuk Kazananları:

    • En İyi Kadın Oyuncu: Jessie Buckley (Hamnet)

    • En İyi Erkek Oyuncu: Michael B. Jordan (Sinners)

    • En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Amy Madigan (Weapons)

    • En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Sean Penn (One Battle After Another)

    Sinners ve Frankenstein: Estetik ve Teknik Başarı

    Ryan Coogler imzalı Sinners, En İyi Film ödülünü kaçırsa da görsel anlatımı ve atmosferiyle törene damga vurdu. Film; En İyi Özgün Senaryo, En İyi Görüntü Yönetimi ve En İyi Özgün Müzik dallarında aldığı ödüllerle teknik becerisini tescilledi.

    Tasarım kategorilerinde ise tam bir Frankenstein hakimiyeti vardı. Yapım; Kostüm Tasarımı, Prodüksiyon Tasarımı ve Saç-Makyaj dallarındaki tüm ödülleri toplayarak estetik bütünlüğün bu yılki temsilcisi oldu.

    Animasyon ve Teknikte Öne Çıkanlar

    Animasyon dünyasında K-Pop Demon Hunters, hem En İyi Animasyon Film hem de popüler kültürde yankı uyandıran “Golden” parçasıyla En İyi Özgün Şarkı ödüllerini alarak geceyi iki ödülle kapattı.

    Teknik tarafta ise beklenen dev prodüksiyonlar sahne aldı:

    • En İyi Ses: F1

    • En İyi Görsel Efekt: Avatar: Fire and Ash

    Kısa Film Kategorisinde Tarihi Beraberlik!

    Gecenin en büyük sürprizi “En İyi Canlı Aksiyon Kısa Film” kategorisinde yaşandı. Akademi tarihinde nadir görülen bir durum gerçekleşti ve ödül, The Singers ile Two People Exchanging Saliva yapımları arasında paylaştırıldı. Bu “ex-aequo” (beraberlik) kararı, törenin en çok ilgi çeken anlarından biri olarak kayıtlara geçti.

    Oscar 2026: Tam Kazananlar Listesi

    Ana Kategoriler

    • En İyi Film: One Battle After Another

    • En İyi Yönetmen: Paul Thomas Anderson (One Battle After Another)

    • En İyi Kadın Oyuncu: Jessie Buckley (Hamnet)

    • En İyi Erkek Oyuncu: Michael B. Jordan (Sinners)

    • En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Amy Madigan (Weapons)

    • En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Sean Penn (One Battle After Another)

    Senaryo ve Kurgu

    • En İyi Uyarlama Senaryo: One Battle After Another

    • En İyi Özgün Senaryo: Sinners

    • En İyi Kurgu: One Battle After Another

    • En İyi Oyuncu Seçimi: One Battle After Another

    Teknik ve Tasarım

    • En İyi Görüntü Yönetimi: Sinners

    • En İyi Özgün Müzik: Sinners

    • En İyi Özgün Şarkı: “Golden” (K-Pop Demon Hunters)

    • En İyi Kostüm Tasarımı: Frankenstein

    • En İyi Prodüksiyon Tasarımı: Frankenstein

    • En İyi Görsel Efekt: Avatar: Fire and Ash

    Uluslararası ve Belgesel

    • En İyi Uluslararası Film: Sentimental Value (Norveç)

    • En İyi Uzun Metraj Belgesel: Mr. Nobody Against Putin

    • En İyi Animasyon Film: K-Pop Demon Hunters

  • Nuri Bilge Ceylan’dan Yeni Bir Başyapıt Geliyor: “Yorgun Güneş”

    Nuri Bilge Ceylan’dan Yeni Bir Başyapıt Geliyor: “Yorgun Güneş”

    Türk sinemasının dünyaca ünlü yönetmeni Nuri Bilge Ceylan, “Kuru Otlar Üstüne”nin ardından rotasını yeniden Anadolu’nun derinliklerine ve insan ruhunun sessiz kıyılarına çeviriyor. 2026 yazında çekimlerine başlanacak olan yeni uzun metrajlı filmi “Yorgun Güneş” (Pale Sun), hem oyuncu kadrosuyla hem de merak uyandıran hikâyesiyle şimdiden sinemaseverlerin markajına girdi. İşte projeye dair tüm teknik detaylar ve özel bilgiler:

    Baba-Kız Arasındaki “Zaman ve Sessizlik”

    Arte France Cinéma’nın desteğiyle duyurulan filmin resmi özeti, izleyiciyi duygusal açıdan yoğun bir dramın beklediğini fısıldıyor. Hikâye, Ankara’nın banliyölerinde yalnız bir hayat süren emekli Sabri’nin (Altan Erkekli), İstanbul’da yaşayan kızı Defne’nin (Pınar Deniz) davetiyle bir sahil kasabasındaki yazlığa gitmesini konu alıyor.

    Yeniden bir araya gelmenin yarattığı ilk sevincin ardından, karakterlerin arasına geçmişin gölgeleri düşmeye başlıyor. Film; sevgi ve yorgunlukla örülmüş bir baba-kız ilişkisi üzerinden, zamanın ve sessizliğin insanlar arasında yarattığı o aşılması zor mesafeyi keşfedecek.

    Yıldızlar Karması: Kesinleşen Oyuncu Kadrosu

    Filmin oyuncu seçimi, Ceylan sinemasının alışıldık gerçekçi üslubunu destekleyecek güçlü isimlerden oluşuyor:

    • Pınar Deniz: Hikâyenin merkezindeki Defne karakterine hayat verecek. Deniz, eşi ve babası arasındaki duygusal gerilimde sıkışıp kalan bir kadını canlandıracak.

    • Altan Erkekli: Ankara’da yalnız yaşayan baba Sabri karakteriyle karşımıza çıkacak.

    • Osman Sonant: Defne’nin eşi rolüyle kadroda yer alıyor.

    Henüz Defne’nin oğlu karakterini canlandıracak çocuk oyuncu ve yardımcı oyuncu kadrosu hakkında resmi bir açıklama yapılmadı.

    Prodüksiyon Notları ve Çekim Takvimi

    Filmin yapımcılığını, yönetmenin uzun süredir iş birliği yaptığı NBC Film (Türkiye) ile Fransız ortakları Memento Production ve Arte France Cinéma üstleniyor. Çekimlerin Haziran 2026’da başlaması ve Ağustos sonuna kadar yaklaşık üç ay sürmesi planlanıyor.

    Çekim Mekânları:

    1. Ankara: Sabri’nin yalnızlığını yansıtan banliyö sahneleri.

    2. Ege Kıyıları: Hikâyenin büyük kısmının geçeceği, gerilimlerin tırmandığı sahil kasabası.

    3. İstanbul: Karakterlerin geçmişine dair arka plan sahneleri.

    *Kapak görseli ve poster yapay zeka ile üretilmiştir.

     

    2027 Cannes Yolcusu

    Nuri Bilge Ceylan’ın gelenekselleşen festival takvimi göz önüne alındığında, “Yorgun Güneş”in dünya prömiyerini 2027 Cannes Film Festivali’nde yapması bekleniyor. Uluslararası dağıtım haklarını ise Memento Film yürütecek. Sinemaseverler, zamanın ve sessizliğin bu yeni şiirsel anlatımı için şimdiden gün saymaya başladı.

  • 2023: En İyi 10 Dizi

    2023: En İyi 10 Dizi

    BBC eleştirmenleri 2023’ün en iyi dizilerini listeledi.

    1. The Last of Us

    Naughty Dog tarafından geliştirilen ve aynı adı taşıyan, 2013 yapımı video oyununa dayanan dizide, medeniyeti büyük ölçüde yok eden bir felaket sonrasında ABD’de uzun bir yolculuğa çıkan genç Ellie (Bella Ramsey) ve ona eşlik eden Joel (Pedro Pascal) karakterlerinin öyküsü anlatılmaktadır.

     

    2. Poker Face

    Teknoloji milyarderi olan Jake Foley, yüksek bahisli bir poker oyunu düzenlemek için çocukluk arkadaşlarını Miami’deki mülkünde toplar. Jake ve arkadaşlarının, hem nefret hem de sevgi dolu bir ilişkisi vardır.

     

    3.  Shrinking

    Yas tutan bir terapist, eğitimini ve ahlakını göz ardı ederek danışanlarına tam olarak ne düşünüyorsa onu söylemeye başlar. Kendisininki de dahil olmak üzere bu insanların yaşamlarında büyük değişiklikler yarattığını fark eder.

     

    4. Succession

    Dizi, küresel bir medya ve eğlence holdingi olan Waystar RoyCo’nun sahipleri olan Roy ailesinin, aile reisi Logan Roy’un (Brian Cox) sağlığının tehlikede olduğu bir ortamda şirketin kontrolü için mücadele etmesini konu alıyor.

     

    5. Beef

    Beef, başarısız müteahhit Danny Choe ve başarılı bir girişimci olan Amy Lau’nun trafikte yaşanan ciddi bir tartışma sonrasında hayatlarının altüst olmasını konu alıyor.

    https://www.youtube.com/watch?v=AFPIMHBzGDs

     

    6. Dead Ringers

    ikiz kardeşlerin uyuşturucular ve sevgililerin yanı sıra modası geçmiş uygulamaları sorgulamasını ve kadınların sağlığını öne çıkarmak için tıp etiğinin sınırlarını zorlamak pahasına ne gerekiyorsa ödün vermeden yapma arzularını anlatıyor.

    https://www.youtube.com/watch?v=FA_XOruRFfU

     

     

    7. The Diplomat

    Uluslararası bir krizin ortasında, bir diplomatik kariyer memuru İngiltere elçisi olduğu yüksek profilli yeni işi ve parlak bir politikacıyla çalkantılı evliliği arasında bocalar.

     

     

    8. Happy Valley

    Catherine, kırsal bir Yorkshire kasabasında yaşayan polis çavuşudur. Yıllar önce kaybettiği kızının acısını yaşayan Catherine, bir yandan oğlu ile ilgilenmeye çalışırken bir yandan da uyuşturucu tedavisi gören kardeşi ile ilgilenir

     

    9. Silo 

    Bir topluluğun 144 kattan oluşan dev bir yer altı silosunda var olduğu distopik bir gelecekte geçen filmde Rebecca Ferguson, geçmişinin ve bugününün gizemlerine karışan bir mühendisi canlandırıyor.

     

    10. The Bear 

    Kaliteli yemek dünyasından genç bir şef olan Carmen “Carmy” Berzatto (Jeremy Allen White), yürek burkan bir ölümün ardından ailesinin sandviç dükkanını işletmek için Chicago’ya gelir. Carmy, restoranı ve kendisini dönüştürmek için savaşırken, zorlu mutfak ekibi sonunda onun için yeni bir aile olur.

  • İnsanlığın Son Umudu: Children of Men Filmi

    İnsanlığın Son Umudu: Children of Men Filmi

    ‘’Son Umut (Özgün adı: Children of Men), 2006 yılı yapımı, bilimkurgu temalı, senaryosu P.D. James’in 1992 yılında yayımladığı aynı isimli eserinden uyarlanan sinema filmidir. Filmin yönetmenliğini Alfonso Cuarón yapmıştır. Hikâye 2027 yılında Londra’da başlamaktadır. Theo Faron (Clive Owen) geleceğin bu dağılmış dünyasında kendi halinde yaşayan bir adamdır. Dünya’da büyük yıkımlar yaşanmış ve en sağlıklı kalmış yer olarak İngiltere göze çarpmaktadır. Bu nedenle ülkeye her yerden ciddi bir mülteci akını olmuştur. Ayrıca kısırlık dünyanın üstüne bir felaket olarak çöreklenmiş, yeni doğum olmamakla birlikte yaşayan en genç insanların yaşı 18 civarına kalmıştır.’’ (Wikipedia, Children of Men, 2006).

    Film, bir kafede başlar. Televizyon’da o gün yaşayan en genç çocuk olan Diego’nun öldüğü haberleri geçmektedir. İnsanlar üzgün bir şekilde haberi takip ettikleri görülmektedir. Çocukların olmadığı bir dünyada insanların mutsuz olduğu belirtilmektedir. Filmin başkarakterlerinden Faron’da kafede bulunmaktadır, bir kahve alıp dışarı çıktıktan sonra kafede patlama olur.

        Fotoğraf 1:                                                                          Fotoğraf 2:

    Filmin kirli yeşil tonları filmin başından sonuna kadar tercih edilmiştir. Bu distopik bir film anlamı taşımaktadır. ‘’Fotoğraf 2’’ de görülmekte olan çöp yığınları da filmin geçtiği mekânın tasvirini yapmaktadır. (Bu sahneler filmin jenerik öncesi sahneleridir.)

    Fotoğraflar 3

    Bir otobüs içindeki Televizyon ekranlarında dünyanın bütün şehirlerin karışıklık ve yok olmak üzere oldukları gösterilirken İngiltere’nin güçlü kaldığı haberi yapılmaktadır.

    Fotoğraflar 4

    Şehirden sıkılan Theo, sık sık ormanın içindeki bir evde hasta eşiyle yaşayan Jasper’ın yanına gitmektedir. Aralarındaki konuşmalarda dünyanın bu durumunu; kirliliğe, gama ışınlarına ve bunlara bağlı bulaşıcı hastalıklara bağlamaktadırlar. Bu bağlamda da bütün dünyada kısırlığın olduğu, hiçbir çocuğun doğmadığı görüşü geçmektedir.

    Fotoğraflar 5

    Distopik Londra şehrinde, başka ülkelerden kaçak olarak getirilen göçmenler kafeslere koyularak toplama kamplarına götürülmektedir. Bir yandan ise ölen en genç insan olan Diego, şehrin her yanında anılmaktadır.

    Fotoğraflar 6

    Theo, mültecilerin haklarını savunan ama devlet tarafından terör örgütü olarak görülen bir grup tarafından kaçılır. Julian (Julianne Moore), bu örgütün lideri ve aynı zamanda Theo’nun eski eşidir. Yıllar önce küçük çocukları ölmüş ve ayrılmışlardır. Theo’nun, bürokrat olan kuzenin ’den mülteci bir kadını ‘’İnsan projesi’’ kapsamında başka bir yere götürebilmek için geçiş katları almasını istemektedirler.

     

    Fotoğraf 7                                                               Fotoğraf 8

    Fotoğraf 7’de Battersea Elektrik Santrali görülmektedir. Santral üst düzey bürokratların kaldıkları yere dönüştürülmüştür. Bu aynı zamanda Pink Floyd’un 1977’de çıkardığı müzik albümü Animals’ın kapak fotoğrafıdır. Fotoğraf 8’de görülmekte olan domuz ise albüm kapağının detayında yer almakla birlikte 1945 yılında  George Orwell tarafından yazılan Hayvan Çiftliği kitabına da bir göndermedir.

    Fotoğraf 9 :  Pink Floyd Animals Albüm Kapağı         Fotoğraf 10: George Orwell Hayvan Çiftliği

     

    Fotoğraf 11                                                            Fotoğraf 12

    Theo, geçiş kartları için kuzeni Nigel’ın evine gitmiştir. Fotoğraf 11’de Michelangelo’nun yaptığı devasa Davut heykeli ve heykelin önünde bekleyen iki hasta köpek olduğu görülmektedir. Heykel; Davut’un dev Golyat’la karşı karşıya geldiği ve onunla savaşmaya karar verdiği anı temsil etmektedir. Davut heykeli yapıldığı 16. Yüzyıldan itibaren taşıdığı birtakım politik sebepler yüzünden saldırıya uğradığı bilinmektedir.

    Yine filmin geçtiği dönem itibariyle dünyadaki kaotik durumdan dolayı Davut heykeli saldırıya uğramış, üst düzey bir bürokrat olan Nigel, heykele sahip çıkmıştır. Heykel, gücü iktidarı temsil etmektedir. Bu temsil, Nigel’ın politik olarak güçlü bir adam olduğuna işaret etmektedir. Bir diğer detay ise heykelin önündeki iki hasta köpektir. Bunlar oturan iki aslan figürünü temsil etmektedirler.

    Oturan aslan, barışı ve güçlü olmayı temsil etmektedir. Buradaki köpeklerin hasta ve bakımsız oldukları görülmektedir. Bu, dünyanın içinde bulunduğu kaotik ve ditopik durumu temsil etmektedirler.

    Fotoğraf 12’de ise Pablo Picasso tarafından yapılan ve İspanya iç savaşını anlatan Guernica tablosu görülmektedir. Tablo, 1937 yılında Nazi uçaklarının bombaladığı İspanya’nın Guernica kentinin yok oluşunun ardından yapılmış bir eserdir. Eser, savaş karşıtı bir sanat eseri olarak bilinmektedir. Bu tablo, filmde tasvir edilen dünyanın ve Londra şehrinin içinde bulunduğu iç savaşı temsil etmektedir.

    Fotoğraf 13                                                           Fotoğraf 14

    Geçiş kartlarını almış yola çıkarlar, yolda saldırıya uğrayıp bir çiftlikte saklanmaktadırlar. Theo, çiftliğe ilk geldiğinde önce köpekler daha sonra ise bir kedi tarafından sevildiği görülmektedir. Bu sevilme, Theo’nun güvenilir bir insan ve vicdanlı bir karakter olduğunu temsil etmektedir. Sonraki sahnelerde Hamile göçmen kadının sadece Theo’ya güvenmesi bu temsili desteklemektedir.

    Fotoğraf 15                                                           Fotoğraf 16

    Theo, ahırda göçmen kadının hamile olduğunu öğrenir. Göçmen kadın bulunduğu ortam içinde saldırıda ölen Julian’dan sonra Theo’ya güven duymaktadır. Bir önceki sahnede köpek ve kedinin Theo’ya duyduğu sevgi de bulunulan kaotik ortam içinde güveni temsil etmektedir. Göçmen kadın, hamile olduğunu inekler ve buzağılarının içinde haber vermektedir. Dünyada hayvanların kısır olmadığı yalnızca insanların kısır olduğu anlaşılmaktadır. Dünyada uzun yıllar sonra doğacak bebeği, buzağılar temsil etmektedir. Ayrıca bu doğacak bebeğin devlet yetkililerinden gizlenmesi aksi takdirde devletin göçmen bir kadından doğacak bebeği, göçmenlere uygulanan politikalardan dolayı kabul etmeyeceği düşüncesi savunulmaktadır. Devlet, bu bebeğe el koyacak ve bir düşeşten doğmuş gibi halka sunulacağını düşülmektedir. Bu yüzden göçmen haklarını savunan silahlı gruplar bebeği koz olarak kullanmak istemektedirler.

    Fotoğraf 17                                                           Fotoğraf 18

    Göçmen örgütünün farklı amaçları olduğunu öğrenen Theo, göçmen kadınla kaçar. Başka bir bölgeye geçmek için bir Polisle eski okulda bir görüşürler. Okul, dünyada çocuk olmadığından dolayı bakımsızlıktan harabeye dönmüş, içinde hayvanlar yaşar hale gelmiştir. Bu dünyada doğmayan çocukları temsil eden bir anlatımdır.

    Fotoğraf 19                                                           Fotoğraf 20

    Göçmen kadın bebeğini dünyaya getirmiş, ‘’İnsan Projesi’’ kapsamında ‘’Tomorrow’’ adlı gemiye yetişebilmek için bir kayığa binerler. Fotoğraf 19’da Picasso’nun çizimlerine benzer köpek resimleri görülmektedir. Ayrıca kayıkla geçtikleri bu su tüneli bir durumdan başka bir duruma geçişi temsil etmektedir.

    Fotoğraf 21                                                          Fotoğraf 22

    Su tünelinden çıkarlar ve denize açılırlar. Geminin geleceği şamandıraya doğru kürek çekerlerken savaş uçakları şehri bombalamaktadır. Bu Picasso’nun Guernica tablosunda bahsettiği İspanya iç savaşını temsil etmektedir. Çünkü Diktatör Franco, iç savaş döneminde Nazi uçaklarının Guernica kentini bombalamasına izin vermiş ve kent yok olmuştur.

    Fotoğraf 23                                                          Fotoğraf 24

    Şamandıraya ulaşılmış ve İnsan Projesi kapsamında gelecek olan Tomorrow gemisi beklenmektedir. Theo’nun ağır yaralandığı anlaşılmaktadır. Az sonra gemi gelir ve film son bulur. Bu gemi Nuh’un gemisini temsil etmektedir. Büyük tufan gerçekleşmeden önce gemiye alınan çeşitli hayvan türlerinin hayata kalacağı ve bu türlerin ekolojiyi devam ettireceği inancı birçok dini kitapta yer almaktadır. Dünyanın birçok şehrinin yok olmaya yakın olduğu görülmektedir. Londra şehri de film boyunca savaş durumundadır. Göçmen kadının bebeği ile bu gemiye binmesi yok olan dünyada yeni bir umut olarak tasvir edilmektedir. Bu bağlamda Tomorrow gemisiyle Nuh’un gemisi arasında bir bağlantı kurulmaktadır. Filmini son jeneriği akarken oyun oynayan, gülüşen çocuk sesleri duyulur. Bu filmin gelecekle ilgili bir umudunun olduğu anlamına gelmektedir.

     

  • 11 Eylül Saldırılarını Konu Alan Filmler

    11 Eylül Saldırılarını Konu Alan Filmler

    11 Eylül 2001, Amerika Birleşik Devletleri ve dünya tarihinin en büyük terör saldırılarından biri olarak hafızalarda yer alır. Bu karanlık gün, binlerce masum insanın hayatını kaybetmesine, Amerikan toplumunun derin bir şekilde etkilenmesine, ve küresel güvenlik dinamiklerinin kökten değişmesine neden oldu.

    Saldırılar Nasıl Gerçekleşti?

    Saat 08:46’da, Amerika Birleşik Devletleri’nin sembolü olan New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’nin Kuzey Kulesi, American Airlines Flight 11 tarafından kaçırılarak vuruldu. Sadece 17 dakika sonra, 09:03’te Güney Kulesi, United Airlines Flight 175 tarafından hedef alındı. Ardından Pentagon’a çarpan American Airlines Flight 77 ve dördüncü uçak olan United Airlines Flight 93, yolcuların cesur direnişi sonucu Pensilvanya’da düştü.

    Saldırıların Sonuçları

    Binlerce Kayıp: Saldırılar sonucu, Dünya Ticaret Merkezi’nde yaklaşık 2,977 kişi hayatını kaybetti. Bu, Amerika’nın modern tarihindeki en büyük kayıp olarak kabul edilir.

    Güvenlik ve İstihbarat Değişiklikleri: Saldırılar, ABD’nin ulusal güvenlik politikalarını ve istihbarat topluluğunu yeniden şekillendirdi. Patriot Act ve Department of Homeland Security gibi yeni yasalar ve kurumlar oluşturuldu.

    Uluslararası İlişkilerde Değişiklikler: 11 Eylül, ABD’nin uluslararası ilişkilerini derinden etkiledi. ABD, terörle mücadele için Afganistan’a ve ardından Irak’a askeri müdahalede bulundu.

    Havacılık Güvenliği Geliştirmeleri: Saldırılar sonrası, havacılık güvenliği büyük ölçüde artırıldı. Yolcu kontrolleri ve güvenlik prosedürleri ciddi bir şekilde sıkılaştırıldı.

    Kültürel ve Duygusal Etkiler: 11 Eylül, Amerikan kültürüne ve psikolojisine derin bir etki bıraktı. Toplumun güvenlik endişeleri arttı ve birçok insan yaşananları unutulmaz bir şekilde hatırlamaktadır.

     

    11 Eylül 2001 saldırısını konu alan birçok film ve belgesel yapılmıştır. Bu filmler, saldırıların etkilerini, kahramanları ve olayların ardındaki hikayeyi farklı perspektiflerden ele almaktadır.

    World Trade Center (2006): Oliver Stone tarafından yönetilen bu film, New York Şehri İtfaiye Teşkilatı üyeleri John McLoughlin ve Will Jimeno’nun gerçek hayat hikayesini anlatıyor. İkisi, WTC kulelerinin enkazı altında mahsur kalan az sayıdaki kişiden ikisidir.

    United 93 (2006): Paul Greengrass’ın yönettiği bu film, dördüncü uçak olan United Airlines Flight 93’ün yolcularının direnişini konu alır. Yolcular, uçağın başka bir hedefe çarpmasını önlemeye çalışırken uçağı kontrol etmeye çalışır.

    Fahrenheit 9/11 (2004): Michael Moore’un belgeseli, 11 Eylül saldırılarından sonraki politik olayları ve ABD hükümetinin tepkisini eleştiriyor.

    Reign Over Me (2007): Bu drama filmi, 11 Eylül saldırılarının bir sağ kalıcı olan Charlie Fineman (Adam Sandler) üzerindeki etkisini konu alır. Charlie, ailesini kaybettikten sonra duygusal bir çöküş yaşar.

    Man on Wire (2008): Bu belgesel, 1974 yılında Philippe Petit’in Dünya Ticaret Merkezi kuleleri arasında ip üstünde yürüyüş yapma girişimini anlatır. Olay, 11 Eylül saldırılarından önceki döneme ait olsa da, ikonik kulelerin önemini vurgular.

    102 Minutes That Changed America (2008): Bu belgesel, 11 Eylül saldırıları sırasında New York’ta bulunan insanların amatör kameralarıyla kaydettikleri anları derlemektedir. Gerçek zamanlı görüntülerle olayın gerilimini ve korkusunu yansıtmaktadır.

  • Kuru Otlar Üstüne’den İlk Fragman Yayınlandı

    Kuru Otlar Üstüne’den İlk Fragman Yayınlandı

    19 mayıs 2023’te 76. Cannes Film Festivali’nde gösterilen ve Merve Dizdar’ın En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandığı Kuru Otlar Üstüne’nin Fransızca fragmanı paylaşıldı. 12 Temmuz 2023’te Fransa’da vizyona girmesi beklenen filmin, Türkiye’de ise ne zaman vizyona gireceği henüz bilinmiyor.

    Filmin konusu ise şöyle; Samet, Anadolu’nun ücra bir köyünde genç bir öğretmendir. Yıllardır İstanbul’a tayin edilmeyi beklemektedir, ancak bir dizi olay tüm umudunu yitirmesine neden olur. Ta ki kendisi gibi genç bir öğretmen olan Nuray’la tanıştığı güne kadar…

  • Kuru Otlar Üstüne Cannes Film Festivali’nden Ödülle Döndü

    Kuru Otlar Üstüne Cannes Film Festivali’nden Ödülle Döndü

    Nuri Bilge Ceylan’ın son filmi Kuru Otlar Üstüne bu yıl 76. düzenlenen Cannes Film Festivali’nde büyük beğeni topladı.  Filmde Nuray karakterini canlandıran Merve Dizdar, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazanma başarısı gösterdi.

     

     

  • Zeki Demirkubuz’a Göre Sinema Tarihi’nin En İyi Filmi Netflix’ten

    Zeki Demirkubuz’a Göre Sinema Tarihi’nin En İyi Filmi Netflix’ten

    Usta Yönetmen Zeki Demirkubuz, geçtiğimiz günlerde HaberTürk Tv’de yayınlalan ve Haluk Mertbey’in sunduğu ”Meseleler” programına konuk oldu. Yaklaşık 2 saat süren programda Demirkubuz’a yakın zamanda izlediği filmler soruldu.

    Zeki Demirkubuz en sevdiği filmin önceden Stalker (Yön. Andrey Tarkovksi: 1979) olduğunu ancak şu an ise Netflix yapımı Roma (Yön. Alfonso Cuarón: 2018) filminin sinema tarihinin en iyi filmi olduğuna yönelik iddaalı bir açıklama yaptı. Son dönemde yapılan filmlerden ise The Banshees of Inisherin (Yön. Martin McDonagh: 2022) eserinin hikayesinden etkilendiğini ifade etti.

     Roma Filmi Ne Anlatıyor?

    Roma (2018) filmi, yönetmen Alfonso Cuarón tarafından yazılan ve yönetilen bir drama filmidir. Film, 1970’lerde Meksiko’da yaşayan bir ailenin hizmetçisi olan Cleo’nun hayatını konu almaktadır. Cleo, ailenin ev işlerini yaparken aynı zamanda onların çocuklarına da bakmaktadır. Film, aile ve Cleo arasındaki dinamikleri, sosyal sınıf farklarını, ırksal ayrımcılığı ve aile içi sorunları ele almaktadır.

    Filmdeki en büyük temalardan biri, Cleo’nun aile içindeki konumudur. Cleo, ailenin bir hizmetçisi olmasına rağmen, aile ile arasında oldukça samimi bir ilişki vardır. Ancak bu ilişki, Cleo’nun hamile kalmasıyla birlikte test edilir. Aile üyeleri, Cleo’nun hamile olduğunu öğrendiklerinde onu terk etme kararı alır. Bu durum, Cleo’nun aile ile olan ilişkisini sorgulamasına ve kendi kimliğini keşfetmesine neden olur.

    Roma aynı zamanda politik bir film olarak da kabul edilebilir. Film, Meksika’daki siyasi ve sosyal değişimlere işaret eder. Filmde, özellikle ailenin baba figürünün protestolara katılmak için evi terk etmesi ve sonrasında tutuklanması gibi olaylar bu durumu vurgular.

    Sonuç olarak; Roma, duygu yüklü bir drama filmidir. Film, 1970’lerin Meksiko’sunu gerçekçi bir şekilde ele alırken, aile içi ilişkiler, sosyal sınıf farkları ve politik değişimler gibi birçok temayı da ele almaktadır.

     

     

  • Yapay Zeka ChatGPT’ye Göre Sinema Tarihinin En İyi Filmleri

    Yapay Zeka ChatGPT’ye Göre Sinema Tarihinin En İyi Filmleri

    Son zamanlarda hayatımızın önemli bir parçası haline gelen yapay zeka, birçok farklı alanda kullanılmaktadır. Popüler yapay zeka araçlarından birisi olan ChatGPT’ye sinema tarihinin en iyi filmlerini sorduk.  Yapay zeka ise bize 10 filmlik bir liste yaptı ancak bunların öznel değerlendirmeler neticesinde değişiklik gösterebileceğini de not düştü.

    Sinema tarihinin en iyi filmleri hakkında birçok farklı görüş bulunmaktadır, ancak genellikle en çok övülen filmler arasında şunlar bulunur:

    1. The Godfather (1972) – Francis Ford Coppola’nın yönettiği bu suç draması, bir suç ailesinin lideri olan Vito Corleone’un hikayesini anlatıyor.

    2. Citizen Kane (1941) – Orson Welles’in yönettiği bu film, gazete magnatı Charles Foster Kane’in hayatını anlatıyor ve genellikle sinema tarihinin en iyi filmleri arasında yer almaktadır.

    3. Casablanca (1942) – Michael Curtiz’in yönettiği bu romantik drama, II. Dünya Savaşı sırasında Casablanca’da geçmektedir ve yıldız oyuncular Humphrey Bogart ve Ingrid Bergman’ı içermektedir.

    4. The Shawshank Redemption (1994) – Frank Darabont’un yönettiği bu film, hapishanedeki bir mahkumun hikayesini anlatıyor ve genellikle en sevilen filmler arasında yer almaktadır.

    5. Pulp Fiction (1994) – Quentin Tarantino’nun yönettiği bu suç filmi, farklı karakterlerin öykülerini birleştiriyor ve Tarantino’nun imzası olan yüksek dozda şiddet ve diyaloglarla dolu.

    6. Star Wars (1977) – George Lucas’ın yönettiği bu epik bilimkurgu filmi, Jedi Şövalyeleri ve Galaktik İmparatorluk arasındaki savaşı anlatıyor ve büyük bir hayran kitlesi tarafından takip ediliyor.

    7. 12 Angry Men (1957) – Sidney Lumet’in yönettiği bu drama, bir jüri odasında geçmektedir ve jüriler arasındaki tartışmaları ve karar sürecini anlatmaktadır.

    8. Schindler’s List (1993) – Steven Spielberg’in yönettiği bu holokost filmi, Nazi Almanyası’nda Yahudilere karşı yürütülen soykırımı anlatıyor ve gerçek bir hikayeden uyarlanmıştır.

    9. The Godfather Part II (1974) – Francis Ford Coppola’nın yönettiği bu suç draması, Vito Corleone’un gençliğini ve oğlu Michael’ın hikayesini anlatıyor.

    10. The Dark Knight (2008) – Christopher Nolan’ın yönettiği bu süper kahraman filmi, Gotham City’deki Batman ve Joker arasındaki savaşı anlatıyor ve genellikle en iyi süper kahraman filmleri arasında yer almaktadır.

  • ”Aile” Nasıl Bir Dizi?

    ”Aile” Nasıl Bir Dizi?

    ‘’Ailede bütün kötülükler iyi niyetle yapılır’

    İlk bölümüyle 7 Mart 2022 Salı akşamı Show televizyonunda ekrana gelen dizinin başrollerini Kıvanç Tatlıtuğ (Aslan Soykan) ve Serenay Sarıkaya (Devin Aydın) paylaşıyor. Ay yapım imzalı dizinin senaristliğini Hakan Bonomo, yönetmenliğini ise Ahmet Katıksız üstleniyor. Dizinin oyuncu kadrosunda Nur Sürer ve Nejat İşler gibi tanınmış oyuncular da yer alıyor.

    Yaklaşık 120 dakika süren dizinin konusu ise şöyle; Tanınmış bir aileden gelen Aslan Soykan, kendisiyle benzer sorunlar yaşayan psikolog Devin Aydın ile tanışır ve aile içinde farklı durumlar ortaya çıkar.

    Dizinin ilk sahnesi bir uçak yolculuğu sırasında Aslan ve Derin’in dizilerden aşina olunan klasikleşen atışmalı tartışmalarla başlıyor. Derin’in gergin olduğu elindeki plastik şişeyle oynayarak rahatlamaya çalıştığı ancak Aslan’ın sesten rahatsızlık duyarak uyarması neticesinde bir dizi atışma gerçekleşir. Uçaktan inilir Derin’in acil içi vardır ve taksi bulamaz, olaya şahit olan Aslan ise kendisini bekleyen araç ile onu gideceği yere bırakmayı teklif eder. Derin ile Aslan bir hastaneye gider, Derin’in madde bağımlısı kardeşi intihar girişiminde bulunmuştur.

    Hastane çıkışı Derin, Aslan’ın arabasına binip uyur ardından Aslan’ın amcası ile yaptığı sert iş görüşmesine şahitlik eder. Birbirlerine âşık olurlar ve ilk iki bölümde üç kez ayrılır barışırlar. İki kez de birbirlerine evlenme teklifi ederler. Bunlar dizilerde alışık olduğumuz hikaye öğeleri olduğundan yabancılık çekmiyoruz. Karakterleri biraz daha yakından incelersek şunları söyleyebiliriz.

    Aslan’ın ailesi uzun sürelerdir kumar, şans oyunları, kara para aklama, mafyacılık gibi işlerle uğraşmıştır. Babası bir süre önce intihar etmiş bütün işleri Aslan idare etmektedir. Aile içi iletişimi özellikle annesiyle olan ilişkisi sorunludur. Annenin (Nur Sürer) her şeyi kontrol etme çabası Aslan’ı rahatsız etmektedir.

    Derin ise; sorunlu bir hayat yaşayan baba sevgisi görmemiş bir psikologdur. Açık sözlü ve cesur yapısıyla öne çıkar.

    Hikâyenin çok ilgi çekici olduğunu söylemek zor. Zengin, yakışıklı ve suç dünyasının içindeki bir adam ile, orta sınıf olduğu anlaşılan güzel kadının aşk hikayesi bize Türk dizilerinin senaryo yetersizliğini bir kere daha gösteriyor. Oyunculuklara söz etmek doğru olmaz Kıvanç Tatlıtuğ, Serenay Sarıkaya, Nur Sürer ve Nejat İşler etkili birer performans sergiliyor.

    120 dakikalık bir diziyi nitelikli biçimde doldurmanın ne kadar kolay olmadığı aşikâr. Hikâyenin savruk yapısı tahammülü zorlaştırıyor. Dizideki karakterlerin hepsinin ortak sorunu ailedeki iletişimsizlik ve karakterlerin psikolojik sorunlarının dışavurumu şeklinde özetlenebilmektedir. Her karakter kendini çeşitli psikolojik sorunlarla tanımlıyor. Temelinde ise aileden kaynaklandığına yönelik çıkarımlar yapmak oldukça açık.

    Dizinin alt metninde ve satır aralarında geçen kimi unsurlar ise dizinin araya sıkıştırılmış söylemleri olarak dikkat çekmektedir. Örneğin; Aslan’ın yardımcısının ısrarla kara para aklamak için dijital platform kurmayı tavsiye etmesi, ya da medya da var olma isteği gibi…diyaloglar arasında sürekli geçen mafya ile çeşitli baronların hayatlarının dizi veya belgesel yapılmasının toplumda ilgi ile karşılanacağı düşüncesine vurgu yapılması söylemleri çeşitli okumalar yapmaya açıktır. Dizide çeşitli sorgulanan söylemler var eğer bunları birer nükte, hiciv veya eleştiri olarak kabul edersek salt bir aşk hikayesinden ayrılabilir. Dramaturginin daha iyi noktalara taşınması diziye katkı sağlayabilir.

    Peki dizide sinematografik anlatım olarak neler dikkat çekti?

    Bu sahnedeki kurgu biçiminin oldukça başarılıdır. Sovyet sinema kuramcıları Vsevolod Pudovkin ve Sergei Eisenstein’ın geliştirdikleri Koşutluk (paralellik veya benzerlik) kurgusunun bir uygulamasıdır. Özellikle sinema filmlerinde görmeye alışkın olduğumuz bu yöntemi dizide görmek memnun edici oldu. Bu kurgu yönteminde benzer formlar arasında yapılan kesme ile anlam yaratılır. Kan ile pilava sıkılan ketçap arka arkaya kesilir ve bir benzerlik sağlanmış olur. Filmdeki kullanımı dışında bir başka örnek daha vermek gerekirse; bir kamera objektifi ile bir insan gözünün arka arkaya bağlanması benzerlik kurgusuna hizmet eder.

    Dizide bir başka iyi kurgu örneği ise; Aslan’ın Derin’i ailesinin sofrasına davet ettiği akşamda gerçekleşmektedir. Aslan’ın otoriter annesi Hülya Soykan, Aslan’ın eski sevgilisinin şantajlarından rahatsızlık duymuş ve ona sert bir ders vermeyi amaçlayarak genç kızın aracına adamlarınca kaza yaptırmıştır. Akşam yemeği ve kaza sahnesi eş zamanlıca kurgulanmış ve seyirciye Derin’in olası sonuna dair bir mesaj sunulmuştur.